21.4.2008 - unutmadıysan eğer; unutulmamışsındır...

insan yalnız hissedebilir kendini; yapayalnız , unutulmuş hatta..dünyalılar bir yere göç etmiş de sadece bize haber verilmemiş zanneder, mahzunlaşırız kimi zaman..çok kalabalıkta bile olsa; yalnızlık bir kurt gibi kemirir tüm benliğimizi, öfke duyarız bazen, bazen de çaresiz gibiyizdir..çaresiz, güçsüz, zavallı da hissedebiliriz..mutlu olduğumuz anlarda gelmez aklımıza pek yaradan da, bu durumlarda inceden bir şikayet gelişir içimizde..''unuttun mu beni? niye ben? şanssızım-çaresizim..''ve bu liste uzar da uzar..ona yakın hissetmenin verdiği şımarıklıkla, naz ederiz belki, şikayetlerin içinde boğulurken..olur mu hiç? yerin altındaki canlılardan, gökyüzünde süzülene kadar herkesi, herşeyi, bir hücreyi bile unutmayan!! yaradan , nasıl olur da bizi unutur ki?? mümkün mü bu?? olabilir mi sahi??
çevremize iyice bir bakıp, gelişen her olayı- sesi incelersek; o bize her an bir mesaj veriyordur.. yarattığı en güzel eserin, kendini mahvetmesine izin vermek istemez, insan istemedikçe.. her an bir mesaj vardır.. bizzat karşımıza çıkmasını beklemek, komik değil mi??
''o telefon hep çalıyor; kapı çalıyor bazen, bazen mail.. insan duymak istesin yeter ki,anlamak istesin gelen mesajı,sesleri, hisleri... o her an yanımızda, her an kalbimizde, zor zamanımızda veya mutluyken.. o hep bizimle,yeter ki,çevreye dikkatli bakıp,mesajları seçebilelim...''
yalnız değiliz..çaresiz; hiç değil..duyalım yeter ki..hatta duymak isteyelim..ne dersiniz??!
unutmadıysak eğer;
unutulmamışızdır...

|